Kalust Gülbenkyan – Bay Yüzde Beş

Kalust Gülbenkyan, 1900’lü yılların başında petrol sanayisinin oluşumunda çok önemli rolü olan biriydi. Ayrıca öldüğünde dünyanın en zengin adamlarından biri olarak sayılıyordu.

Peki kimdir bu Kalust Gülbenkyan?

Kalust Gülbenkyan 29 Mart 1869’da 7 yıl önce Üsküdar’da kurulan Zeynep Kâmil hastanesinde dünyaya geldi. Zeynep Kâmil o zaman Türkiye’nin en modern hastanesi idi. O sırada Osmanlı tahtında Sultan Abdülaziz vardı. 14 Nisan’da Üsküdar Surp Haç Kilisesi’nde vaftiz edildi. Kadıköy’deki Aramyan Uncuyan İlkokulu’nu ve yine aynı semtte olan Saint Joseph’in orta okul bölümünü bitiridi. Daha 13 yaşında Fransa’ya gönderilerek liseyi Marsilya’da okudu. Üniversiteyi ise Londra’da okudu. King’s College’den 1887 de 18 yaşında Maden ve Jeoloji Mühendisi (Mining Engineer) olarak mezun oldu.

Kayseri Talas’tan göç eden çok zengin bir ailede dünyaya gelmişti. Babası Sarkis Gülbenkyan, Azerbaycan’da neft (petrol) işine yatırım yapmıştı, hatta birkaç kuyusu olduğu söyleniyordu. Servetini Osmanlı İmparatorluğu’na Rusya’dan neft (gazyağı, petrol) ithalat ederek yapmış ve padişah tarafından Karadeniz limanının valiliği ile ödüllendirilmiş zengin Ermeni petrolcü ve bankacı idi. Ayrıca halıdan çiniye kadar Osmanlı’nın tüm klasik ürünlerini ihraç ederken Batı’nın yaygın tüketim mallarını da ithal ediyordu. Osmanlı topraklarının tüm büyük kentlerinde hanları ve ticarethaneleri vardı.

Gülbenkyan mühendis olarak mezun olduktan kısa bir süre sonra Kafkasya’yı dolaştı, Bakü’deki kendi ailesine ait petrol bölgelerinde incelemeler yaptı. Gezi izlenimlerini “Kafkaslar ve Apşeron Yarımadası” başlıklı bir kitapta topladı. Apşeron, Bakü’den sonra Hazar Denizi’ne uzanan yarımadanın adıydı. Kitabın birçok bölümü 1889’da “Revue des Deux Mondes” dergisinde (İki Dünya’nın Eleştirilmesi) yayınlandı. Başlığı geleceğin habercisiydi: “Yeni enerji kaynağı: Petrol”. 1891’de prestijli bir kitap haline getirildi. Bu, kendisini 21 yaşındayken dünya petrol uzmanı yaptı.

Bu yazılar Osmanlı Orman ve Maâdin ve Zirâat Nezâreti’nin (Orman Maden ve Tarım Bakanlığı) dikkatini çekti ve Gülbenkyan’dan imparatorluk topraklarındaki ama özellikle de Mezopotamya‘daki petrol yataklarıyla ilgili araştırma yapmasını istediler. O da hiç o bölgeye gitmeden Alman demiryolu mühendisleriyle yaptığı görüşmeler ve bölgedeki adamlarının araştırmalarına dayanan etkili bir rapor hazırladı ve bölgenin çok büyük bir petrol potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

“Kerkük’ten Kuveyt’e, Arap yarımadasına kadar Mezopotamya topraklarının altındaki Petrol denizi”

1850’lerden itibaren Batı’nın tanıdığı ama stratejik önemini kavrayamadığı petrol, o sırada dünyada sadece üç yerde yeryüzüne çıkarılıyordu: ABD’de Teksas eyaletinde, Romanya’da Ploeşti’de ve Azerbaycan’da Bakü’de. 1860’larda Petrol ancak gazyağı olarak aydınlatma amacıyla kullanılıyordu.

Osmanlı neft (petrol) gerçeğini çoktan biliyordu. IV. Murat döneminde, 1628’de Kerkük’ün “neft” bölgelerinin imtiyazını Kerkük’ün önde gelen Türk ailelerinden Neftçioğulları’na bahşetmişti. 1881’de İngiliz gezgin William d’Arcey, Kerkük ve çevresini adım adım dolaşmış, bölgede petrol bulunduğunu, halkın bu maddeyi yakarak aydınlandığını görmüş, dönüşünde de izlenimlerini hükümete ve işadamlarına uzun uzun anlatmıştı. Derhal harekete geçen İngiliz şirketleri Osmanlı’ya işletme hakkı izni için baskı yapmaya başlamışlardı. Onları Almanya’nın girişimleri izlemişti.

Gülbenkyan 1892’de Londra’da Nevart Essayan ile evlendi ve bu evlilikten iki çocuğu oldu (1896’da Kadıköy’de dünyaya gelen Nubar ve 1900’de Cannes’da doğan Rita Sivarte).

1896’da çıkan Ermeni olaylarından biri sırasında birçok Ermeni Gülbenkyan’ın organize ettiği gemi ile Mısır’a kaçabildi. Bu olay kendisini Ermeni toplumu için paha biçilmez ve çok güçlü bir hale getirdi. Bu olay ona hem petrolün hem de uluslararası finansmanın kapılarını açtı ve bu sayede Londra’da Bakü petrolünün satış temsilcisi oldu.

1898’de Paris ve Londra’daki Osmanlı elçiliklerine mali müşavir olarak tayin edilmesiyle Gülbenkyan aynı zamanda bir Osmanlı memuru sıfatı da edinmiş oldu.

Gülbenkyan 1902 yılında İngiliz vatandaşlığını aldı.

Eğitim yıllarını geçirdiği Fransa ve İngiltere’de de etkili isimlerle iletişim kurmuştu. Yeni doğmakta olan petrol sanayinin öncü firmalarıyla dirsek temasını yürüttü ve II. Abdülhamid’in çevresine girmekte zorlanmadı. Sultan’dan petrol arama imtiyazı koparmak için çalışmalar yürütmeye başladı.

1912’de Sir Ernst Casel, Londra’da Türk Petrol Şirketi’ni (TPC – Turkish Petroleum Company) tescil ettirdi.

Türk Petrol Şirketi TPC ile ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayınız : Türk Petrol Şirketi

Said Halim Paşa, Musul ve Bağdat illerinde petrol aramaları için TPC’ye izin verdiği günlerde Avusturya Prensi  Saraybosna’da öldürüldü ve sonraki 4 yıl boyunca Avrupa’yı işgal eden I. Dünya Savaşı başlamış oldu.

10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu; Anadolu toprakları, İngiliz diplomasisi tarafından Ermenistan, Yunanistan ve Kürdistan, Antalya-Konya hattında İtalyanlara ve Adana–Antep hattında Fransızlara paylaştırıldı; Suriye ve Lübnan Fransızlara, Irak ise İngiltere’ye kaldı. Sevr anlaşmasının Kalust Gülbenkyan tarafından Damat Ferit Paşa’ya imzalattırıldığı iddiaları vardır.

31 Temmuz 1928’de Belçika’nın Ostend kentinde TPC hisseleri 4 büyük petrol devi şirket arasında dağıtıldı: Anglo-Persian Oil Company (APOC, günümüzdeki BP British Petroleum), Anglo-Saxon Oil Company (günümüzdeki Royal Dutch Shell), Compagnie Française de Petrole (günümüzdeki Total grubu) ve Near East Development Corporation (New Jersey Standard Oil, Socony, Gulf Oil, Pan-American ve Arco Amerikan petrol şirketleri). Hepsinin yüzde 23.75’lik hissesi oldu. Kalan yüzde 5 ise Kalust Gülbenkyan’a verildi. Bu yüzden ünvanı Bay Yüzde Beş (Mr. Five Percent) olarak kaldı.

TPC üyeleri arasındaki hiçbir katılımcı, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaş öncesi sınırlarından tam olarak emin değildi. Coğrafya bilgisi çok iyi olan Kalust Gülbenkyan eline bir kırmızı kalem alıp Orta Doğu haritasında sınırları çizdi. Bu nedenle bu anlaşmaya “Red Line Aggreement” denildi.

1929’da TPC resmen adını Irak Petrol Şirketi (IPC – Iraq Petroleum Company) olarak değiştirdi ve ertesi yıl Irak, İngiltere’den bağımsızlığını aldı.

Baba Gülbenkyan ile birlikte oğul Nubar da artık petrol ticaretinin önemli aktörü olmuştu. Baba ve oğul Gülbenkyanlar, yeni Cumhuriyetin çıkardığı yurt dışındaki vatandaşların ülkeye dönme kararına uymadılar ve kaçak durumuna düştüler.

Osmanlı tabiiyetini kaybeden Gülbenkyan için yeni ülke İran oldu. Zaten petrol ticaretinin önemli aktörü olan ülkeyle temasları vardır. Yeni asrın ilk büyük komisyoncuları bir anda İran’ın ticari müşaviri olurlar ve İran petrollerinden de pay almaya başlarlar. Rıza Şah ile kurulan ilişkiyi sekteye uğratan olumsuz gelişme ise milliyetçi Musaddık’ın bir süre ipleri eline almasıdır. İran petrollerini millileştiren Musaddık, baba ve oğul Gülbenkyan’ın asla affetmediği bir isimdir. İkisinin de ticari müşavirlik görevlerine son verilir.

1914’ten 1953’e kadar Irak Petrolleri Şirketindeki (IPC) yüzde 5 hissesinden her yıl 1 milyon İngiliz sterlin pay alan Gülbenkyan, dünyanın en zengin insanlarından biri olur.

Kalust Gülbenkyan, Portekiz’in başkenti Lizbon’da Aviz Oteli’nde 20 Temmuz 1955 tarihinde 86 yaşında vefat etti. Ölümünden sonra Londra’da kendi inşa ettirdiği St. Sarkis Kilisesi’ne defnedildi.

Öldüğünde dünyanın en zengin adamlarından biriydi.

Vasiyetinde servetini Ermeni dernekleri ve adını taşıyan Portekizdeki vakıf arasında paylaştırdı, ayrıca çocuklarını, akrabalarını ve de sadık adamlarını yaşamlarının sonuna kadar maaşa bağladı.

Kimileri onu Osmanlı’ya ihanet eden bir fırsatçı, kimileri ise Avrupalı ülkelerin ajanı olarak suçlar. Dünyanın pek çok yerinde Ermeni tarihi ve kültürüyle ilgili araştırmaları destekleyen, pek çok Ermeni Vakfına yardım eden Gülbenkyan’ın aslında Türk düşmanı olduğu ve Avrupalılar ile işbirliği yaparak Osmanlı petrollerine el koyduğunu da iddia eden çoktur.

Oğlu Nubar Gülbenkyan, Londra’da yaptırdıkları kilisede gerçekleşen ayinde 1915 olayları ile ilgili papazın söylediği Türk düşmanı sözlere sert şekilde yanıt verdiklerini anlatır. Nubar Gülbenkyan’a göre hiçbir zaman Türk vatandaşlığından çıkmamışlar, Türkiye’ye bağlılıklarını da hiç kaybetmemişlerdir.

Zaten en yakın dostları arasında Fethi Okyar ve diğer Türk devlet adamları vardır. Hatta oğul Nubar’a göre Türkiye’yi Avrupa’da en güzel şekilde temsil eden kişiler kendileridir. İngiliz Kraliçesi Elizabeth’in de yakın dostu olan Nubar, babasının aksine ömrünü Londra’da sürdürmüş ve Türk toplumuyla bağını hiç koparmamıştır.

Bay Yüzde Beş” lakabıyla tanınan Kalust Gülbenkyan hayatı boyunca dünyanın en zengin kişilerinden biri olarak tanındı.

Portekizce adıyla Fundação Calouste Gulbenkian, Gülbenkyan’ın vasiyeti üzerine Lizbon’da kurulan bir vakıftır. Dünyadaki en büyük vakıflardan biri olmasının yanı sıra, Gülbenkyan Vakfı Portekiz’in en önemli kültür kurumlarından biri olarak kabul edilir. Ayrıca Gülbenkyan’ın hayatı boyunca topladığı sanat eserlerini bir araya getiren paha biçilmez koleksiyon da 1969’da yine Lizbon’da kurulan Kalust Gülbenkyan Müzesi’nde sergilenmektedir. Gülbenkyan koleksiyonunu, İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerika’ya giderken Paris’ten Portekiz’in başkenti Lizbon’a taşımış burayı sevmiş ve son yıllarını burada geçirmiştir.

Sanat Koleksiyonuyla ilgili olarak “Fundaçao Calouste Gulbenkian”, yani Kalust Gülbenkyan Vakfı‘nın kayıtlarında yer alan bilgiler: “Gülbenkyan’ın paha biçilmez resim koleksiyonunda Bouts, Van der Welden, Turner, Romney, Lawrence, Fragonard, Corot, Renoir, Nattier, Boucher, Manet, Degas ve Monet tabloları da bulunuyor. Gülbenkyan ayrıca eski Mısır heykelleri, Osmanlı çinileri, el yazmaları, nadir kitaplar, Suriye cam eşyaları, Fransız mobilyaları, Şark halı ve kumaşları, Avrupa sarayları kuyumcularının mücevherleri, antik Yunan para ve madalyonları koleksiyonları da bıraktı. Gülbenkyan 6 bin parçayı aşan sanat koleksiyonunun tek çatı altında toplanmasını arzu etti. Bu dileği ölümünden sonra 1960’ta gerçekleşti: Hepsi Lizbon’daki vakıf ve müze binasında bir araya geldi.” Lizbon’a yolu düşenler 25 bin metrekarelik alana yayılan vakıf ve müzede Gülbenkyan’ın Musul-Kerkük petrollerindeki yüzde 5 payıyla edindiği servetin ipuçlarını görebilir.

Gülbenkyan adının Ermeni Diyasporası’nda özel bir önemi vardır. 1915 ermeni tehcirinden önce de aile Ermeni toplumunun kurumlarına önemli yardımlarda bulunmuştu. Diyaspora’da birçok yerde onun adını taşıyan okullar vardır. 1929’da Kudüs’teki Ermeni patrikhanesine Gülbenkyan tarafından çok büyük miktarda bir bağışta bulunulmuştur. Ayrıca Ermeni gençler üniversite eğitimleri için, Ermeni toplumlarına yönelik kitaplar yayımlayan ve çeşitli çalışmalarda bulunan Gülbenkyan Vakfı’nın burslarından yararlanırlar.

Kaynaklar:

https://www.geoexpro.com/articles/2019/03/mr-five-per-cent-calouste-gulbenkian
http://www.iranicaonline.org/articles/gulbenkian-calouste
http://kaznacheev.com/calouste-gulbenkian/
https://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2016/05/iraq-sykes-picot-percent-oil-160515065650996.html
https://www.ft.com/content/578a045a-1358-11e9-a581-4ff78404524e
https://gulbenkian.pt/Institucional/en/TheFoundation/TheFounder
https://erenow.net/modern/theepicquestforoilmoneyandpower/11.php
http://www.ha-ber.com/kalust-sarkis-gulbenkyan-makale,30723.html
http://100yil100gercek.com/gercek/kalust-gulbenkyanin-lakabi-bay-yuzde-besti/
http://www.gercekhayat.com.tr/portre/bay-yuzde-5-kalust-gulbenkyan/

Onur Akdoğan | Mayıs 2019